Dijital Yetenek Dünyasına Hoş Geldiniz

baresimm

Bildiğiniz gibi, 4. Sanayi Devrimi ve etkileri sadece teknoloji şirketlerindeki liderlerin değil, hemen hemen her sektörden ve her seviyeden yöneticinin gündeminde şu sıralar. Ülkemizde her yıl düzenlenen Uludağ Ekonomi Zirvesi’nde bu yıl en çok konuşulan konu, kurumların dijitalleşerek nasıl rekabet avantajı sağlayabileceği idi. Dijitalleşme hem inovasyon, hem verimlilik, hem de müşteri deneyimi açısından çok kritik. Bu yüzden bu yazıda, içinde bulunduğumuz dijital transformasyon çağında şirketler için çok gerekli olduğuna inandığım “dijital düşünebilme yetkinliği”ne sahip, “dijital yetenek”lerden bahsetmek istiyorum.

Bir soru sorarak başlayayım: “Sizce bu anlamda ideal bir şirkete sahip olmak mı dijital yetenekleri doğurur yoksa dijital yetenekler mi şirketleri bu ideale yaklaştırır?” Siz bu soruyu düşünürken ben dijital yeteneğin ne olup ne olmadığını ifade etmeye çalışayım. (Benim cevabım yazının içinde gizli, dikkatli okuyucular mutlaka yakalayacaktır.)

Önce dijital yeteneğin ne olmadığını anlayalım. Dijital yetenek birilerinin zannettiği gibi Facebook ve Twitter’ı yoğun olarak kullanan ya da bu mecraların sistemsel altyapılarını çok iyi bilen; yeni neslin tanımıyla “geek” ya da “nerd”ler değildir 🙂

Dijital Yetenek tanımını, dijital teknolojileri kullanabilen ancak bu beceriye ek, dijital olarak düşünebilen kişiler için kullanıyoruz.
Dijitali bilen, anlayan, kullanan, sektörü ve fonksiyonu ne olursa olsun kendi işini bu teknolojiler ile yoğurarak geliştiren, işindeki mevcut süreçleri dijital bakış açısıyla yeniden dizayn edebilen ve sonuç olarak oluşturduğu disiplinler arası uygulamaları hayata geçirebilen kişilerden bahsediyoruz.

Bu hep önemliydi diyebilirsiniz. Ama şimdi sadece önemli değil hayati. Yakın gelecek ile ilgili yapılan tüm tahminlerde üst yöneticilerin ajandalarındaki en kritik konunun yaşanan hızlı değişime adapte olamama problemi olacağı tespit ediliyor. Uyum sağlayamayan için öldürücü olan bu dinamizme sahip bir gelecekte şirketlerin varlıklarını sürdürebilmesi sizce ne ile mümkün olacak?Benim bulunduğum konum sebebiyle de çok açıkça gözlemlediğim bir durum var. Bu meselenin üstesinden gelmek için sistemlerden ve süreçlerden önce şirket çalışanlarının, yani en değerli sermayemiz olan insan gücünün bu dönüşüme ayak uydurmuş olması gerekiyor. Ancak bu da yetmeyecektir, bilfiil bu dinamizmi üreten olmak da gerekir.

Zira değişimin nesnesi değil öznesi olanlar ayakta kalacaklar.

Şirketler dijital yeteneklerini geliştirmek veya yetiştirmek için çok enteresan hamlelerde bulunmaya başladılar bile. Biliyorsunuz P&G’de içeriden lider yetiştirme çok önemlidir ve uzman seviyesi haricinde dışarıdan transfer çok az seviyededir. Bu hem büyük bir avantaj hem de dezavantaj. Dezavantaj, çünkü sektör ciddi bir dönüşüm içerisindeyken, çalışanlarını aynı hızda değiştiremiyor, dışarıdan dijital yetenek alamıyor. Derken, oldukça yaratıcı bir çözüm önerisi geliştiriyorlar. Dünyanın teknoloji devi Google ile “Employee Exchange” programını başlatıyorlar.* Böylece P&G çalışanları dijitali, dijital düşünen insanlarla birlikte çalışarak öğrenip deneyimlerken Google çalışanları en büyük müşterilerinden biri olan P&G’yi ve ihtiyaçlarını yerinde anlama fırsatı yakalamışlar.

Şirketleri bu gibi programlar üretmeye zorlayan konu işte bu kadar kritik.

Dijital yetenekleri gözlemlediğimde -ki çok şükür etrafımda yeterince var- bazı özelliklerin diğerlerine nazaran daha ön planda olduğunu görüyorum, buna bir kaç örnek vereyim:

Risk almaktan çekinmiyorlar:
Dijital yeteneklerin risk anlayışı epey farklı. Riskin ne olduğu konusunda hemfikir kalsak da riskin büyüklüğü konusunda hemfikir olamıyoruz. Risk almaktan, denemekten, yeni yollar bulmaktan ve hata yapmaktan görece az çekiniyorlar.

“Bilmiyorum” yerine “Henüz araştırmadım” diyorlar:
Artık her bilgi, interneti olan herkesin erişebileceği uzaklıkta. Bilgiye sahip olabilenler, onu dijital ortamda en hızlı bulmayı başaranlar oluyor. Ekibimdeki dijital yetenek arkadaşlarla henüz aşina olmadıkları bir konuda konuştuğumuzda “Bu konuyu bilmiyorum” yaklaşımı yerine “Benim bunu biraz araştırıp, okumam gerekiyor” yanıtını alıyorum. Bu beni son derece memnun ediyor. Sınırsız bilgi kaynağı arasında, doğru medya okur-yazarlığı becerisi çok değerli bir özellik.

Sınır tanımıyorlar:
Sınırsız olmaktan kastım uçuk kaçık olmak değil. Gerçek anlamda sınırları önemsemiyor oluşları. Artık tüm şirketler ve kişiler çok ulaşılabilir. Dijital düşünen arkadaşlarıma “Bakın globalde şu şirket de böyle bir şey yapmış” dediğimde, hemen ulaşıp konuşalım, nasıl yapmışlar öğrenelim cevabını alabiliyorum. Kültürlerarası iletişim kurmak konusunda dijital teknolojiler sınır kavramını bu nesil için yok etmiş gibi görünüyor.

Her işi teknolojiye nasıl eviririm diye düşünüyorlar:
İşini ya da ilgi alanlarını teknoloji ile nasıl buluşturacağı ile ilgili yalın ve çevik düşünüp hemen harekete geçiyorlar. Bu yüzden çok hızlı sonuç üretebiliyorlar.

İşin sahibi gibi düşünüyorlar:
Girişimci ruhları çok yüksek. Görev tanımları, kendine verilen yetki ve sorumluluk ile kendilerini sınırlamıyorlar. Sanki işleriyle değil de hobileri ile uğraşıyor gibiler. Mesai kavramı yok bu yüzden. Keyifli ve eğlenceli insanlar. Tüm bunlardan dolayı da daha yenilikçiler.

Kendimizi ve ekibimizi bu açıdan gözden geçirebiliriz. Bu özellikleri kazanmak için kesinlikle çok çalışmak, bu konuya yatırım yapmak, kafa yormak şart. Dijital yeteneklerimiz bizi gelecek için ideal şirketlere dönüştürecekler. Bu kesin bir gerçek.

Peki şu an ne durumdayız?

MIT’nin yayınladığı bir rapora göre dünyadaki şirketlerin %87’si dijital transformasyonun ciddi bir rekabet avantajı sağlayacağını söylemesine karşın yalnızca %46’sı çalışanlarının dijital yetkinliklerinin gelişimine yatırım yapıyor. Çok daha enteresan olan ise, bu %46’nın %4’ü düzenledikleri eğitim programlarının şirketin genel dijital stratejisi ile uyumlu olduğuna emin.** Bu noktada şirketler için çok önemli ödevler ve gidilecek hayli yol var. Ancak diğer yandan dijital düşünebilen yetenekler için çok büyük fırsatlar söz konusu.

Biz işe alımlarımızda bu yetkinliği eskiye nazaran daha dikkatle gözlemliyoruz. Ben ise kişisel olarak ekibimin ve yakın çalıştığım iş arkadaşlarımın bu yetkinliğe sahip kişilerden oluşması konusunda ekstra hassasiyet gösteriyorum. Sadece iş yapış şeklimiz değil, düşünce şeklimiz ve işe bakış açılarımızda büyük farklar oluyor ve bu farklılık işimizi çok besliyor, kalitemizi ve çevikliğimizi arttırıyor.

İK ekibimize kattığımız dijital yeteneklerin bakış açılarından beslenerek biz de kendimizi ve işimizi dönüştürmeye gayret ediyoruz. Bu tür arkadaşlarımızı karar alma süreçlerine olabildiğince katmaya çalışıyoruz.

Hatta ben de bu yazıyı yazarken bu konuda epeyce yetkin olduğunu düşündüğüm bir dijital yetenekten yardım aldım. Kendisi bana benim sosyal liderlik vasfımı geliştirmem için danışmanlık da yapıyor. Becerisini bu yazıyı tüm sosyal mecra kanallarını etkin olarak kullanıp binlerce kişiye ulaştırmak için de kullanacak, bana söz verdi. 🙂

Son söz:

Şirketlerin dijital dönüşüm yolculuğu çoktan başladı. Bakalım mevcut dijital yeteneklerimizle dünyamız ne kadar değişecek. Peki, sizin ya da çalışma arkadaşlarınızın dijital düşünme yetkinlikleri ne durumda?

Leave a Comment