4. Sanayi Devrimi’nde İK Fonksiyonunu Yeniden Düşünmek

4sanayidevrimi

Ocak 2016’da gerçekleştirilen Dünya Ekonomik Forumu’nun teması “Mastering the Fourth Industrial Revolution” idi. Forum boyunca yayınlanan tüm paneller, raporlar, sunumlar tek bir şeyin altını çizip durdu: “Hızlı teknolojik dönüşüme iş gücünün aynı hızda adapte olma sorunsalı”.

Forum sonrasında yayınlanan bir rapor, direkt olarak bize yani İK profesyonellerine yönelik hazırlanmıştı: “Employment, Skills and Workforce Strategy for the Fourth Industrial Revolution.” Rapor İK’nın dönüşen iş tanımından tutun da gelecekte kritik olacak yetkinlik setlerine kadar bir çok konuda hem bir araştırma sunuyor hem de pek çok tavsiye içeriyor.

Bundan önceki tüm sanayi devrimlerinde devrimi tetikleyen süreç spesifik bir endüstrideki gelişim ile başlamıştı. İlk defa bir sanayi devrimi tüm endüstrileri kapsayan endüstriler arası bir dönüşüme tanıklık etmemizi sağlıyor. Yapay zeka, makinelerin öğrenmesi, robot teknolojileri, nanoteknoloji, üç boyutlu yazıcılar, biyoteknoloji… Bunlar şu an haberdar olduğumuz ancak önümüzdeki yıllarda daha sık duyacağımız, hatta hayatımızın içinde kendilerine yer bulacak heyecan verici gelişmeler.

Bu gelişmelerin iş dünyasını ve yetkinlik setlerini etkileyeceği ise kaçınılmaz bir gerçek.

Bugün hayatımızda olan iş tanımları, 10 hatta 5 yıl önce gündemimizde yoktu. Yeni dijital dünya için 5 yıl uzun bir süre bile denilebilir artık. Uzmanlar 2-3 yıl sonra bugün kapsamını yüzde yüz öngöremediğimiz iş tanımlarının oluşacağını söylüyorlar. Hatta bir araştırma, şu an ilkokul çağında olan çocukların %65’inin, günümüzde var olmayan yepyeni iş alanlarında çalışacaklarını söylüyor. Değişime hazır mıyız sorusu yerini, “Bu denli hızlı bir değişime hazır mıyız?” sorusuna bıraktı…

Rapora göre gelişen teknoloji ile birlikte 5.1 milyon iş doğrudan, 7.1 milyon iş ise dolaylı olarak bu dönüşümden etkileniyor olacak. Bir kısım iş tanımlarının tamamen kaybolması, bir kısmının da içeriğinin önemli oranda değişmesi söz konusu. Kaybolacak / dönüşecek iş tanımlarının üçte ikisi operasyonel iş tanımına sahip iş ailelerinden olabilir.

Elbette bu dönüşüm yalnızca kayıp anlamına gelmiyor. 2 milyon yeni iş tanımı ve iş ailesinin oluşacağı da öngörüler arasında. Bu iş alanları ağırlıklı olarak Bilgisayar, Matematik, Mimari ve Mühendislik alanlarından oluşacak. Dolayısıyla yakın gelecek için bu alanlara yatırım yapmak, doğru bir hamle olacaktır. Hem organizasyonel gelişim ekipleri hem de işe alım ekipleri bugünün ihtiyaçlarına ek 2018-2020’de şirketin organizasyonunu ve ihtiyaçlarını bugünden öngörerek, içeride ve dışarıda doğru yetenek havuzlarını oluşturmalılar. Bu noktada kurumsal üniversitelerin de bu ihtiyaç doğrultusunda yeniden yapılandırılıp “gelecekte gerekecek yetkinlik setleri”ne yönelik eğitimler ile mevcut iş gücünü hazırlıyor olmaları beklenebilir.

Bu arada mevcut yetenek setlerinin tamamen değersiz kalacağını söylemek kesinlikle doğru olmaz ancak “raf ömrü” eskiye nazaran daha kısa demek yerinde olur. Örnek vermek gerekirse, makinelerin öğrenebildiği ve iş arkadaşlarımızın bir kısmının robotlardan oluştuğu bir ofis ortamında hala aynı işi yapıyor olmanız pekala mümkün. Peki işinizin dinamikleri ve gereken yetkinlik setleri aynı kalabilir mi?

Pek çok araştırma ve konuyla ilgili yayınları inceledikten sonra benim kanaatim sosyal zeka ve yetkinliklerin her zamankinden daha önemli olacağı yönünde. Teknik bilgi ve yeterlilik bugün fark yaratıyor olabilir, ancak 3-5 yıl içerisinde makinelerin yapmadığı ve kısa süre içerisinde de yapamayacağı hızlı karar alma, ikna becerisi, başkalarını eğitme, etkileme ve motive etme gibi insana has eşsiz yetkinlikler taklit edilemeyeceği müddetçe değerini katlayarak arttırmaya devam edecek.

Üst yönetimler artık bu dönüşüme proaktif bir şekilde yaklaşması gerektiğinin farkında. Çalışma şekillerinin, iş önceliklerinin ve dolayısıyla gerekli yetenek tanımlarının değişim sürecinde olduğunu gözlemleyerek konuyu yetenek yönetimi etrafında anlamaya ve anlatmaya başlıyorlar. Dolayısıyla, İK’nın artık yönetim masasında daha güçlü bir sandalyesi var diyebiliriz. Bu varlığı güçlendirmek değişimin hızına adapte olup aksiyon almaya başlayan İK’cıların elinde olacak. İK organizasyonları artık veri odaklı düşünmeyi öğrenmeli ve hızlıca yeni analitik araçlar edinmeli. Yetenek trendleri, iş tanımları ve mevcut iş gücü arasındaki yetkinlik açıkları gibi konularda şirket stratejisine katkı sağlayacak çalışmalar ortaya çıkmalı. Böylece şirket olarak bu dönüşümden geçerken yetenek yönetimi, iş birimleri ve teknoloji ekiplerini aynı noktada buluşturarak maksimum verimle bu sürece eşlik edebiliriz.
Özetle, İK analitiği çalışmalarına yatırım yapın. Şirket stratejisine yön verecek pek çok bilgi iş gücü piyasasında, size başvuran ve hatta sizden ayrılan adaylarda gizli. Bu veriyi anlamlandıracak doğru analistlerle çalışın ve dönüşümün rüzgarından savrulmak yerine bu rüzgarın sizi daha da güçlendirmesini sağlayın.

Tags: , , ,

Leave a Comment